Yaşam

Osmanlı hanedanı Kureyş'ten mi?

  Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Pelin Çift'in "Osmanlı hanedanı Kureyş'ten mi" sorusunu cevapladı.  Ekinci şöyle konuştu:  İNGİLİZLER FİTNEYİ HZ. PEYGAMBER'İN HADİSİYLE ÇIKARMAYA ÇALIŞTILAR: "HALİFELER KUREYŞTENDİ

10 Nisan 2013 19:30
(Güncellendi: 25 Mart 2026 00:00)

 

 Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Pelin Çift'in "Osmanlı hanedanı Kureyş'ten mi" sorusunu cevapladı. 
 
Ekinci şöyle konuştu: 
 
İNGİLİZLER FİTNEYİ HZ. PEYGAMBER'İN HADİSİYLE ÇIKARMAYA ÇALIŞTILAR: "HALİFELER KUREYŞTENDİR"
 
"Osmanlı hanedanının Kureyş'ten olup olmamasını düşünmek belki garip ama, İslam amme hukukunda bir prensip var. O da Hz. Peygamber'in bir sözüne dayanıyor: Halifeler Kureyşten'dir. 
 
Öyle olunca, Osmanlı padişahları da, Yavuz Sultan Selim'den beri halife ünvanını taşıyorlar. Ama Kureyş'ten değiller. Kureyş'ten Emeviler var, Abbasiler var. Osmanlılar bir Türk aşiretinden gelen bir hanedan. O zaman Osmanlılar'ın halifeliği meşru değildir. 
 
Bu iddiayı gündeme getiren İngilizler olmuştur. 19. asırda. İngiliz emperyalizminin dorukta olduğu yıllarda. Neden gündeme getirildiği tahmin edilebilir. Çünkü İngilizlerin en önemlilerin kolonileri Mısır, Hindistan, Yemen, Basra... Bunlar müslümanların yaşadığı ülkeler. Buralarda, Osmanlı padişahının halife sıfatıyla bir nüfuzu var, gücü var. Bunun kırılması lazımdı. Bunu da, Osmanlı hanedanının aslında meşru halife olmadığını iddia ederek kırmaya çalıştılar. 
 
ARAP ALİMLERİ İNGİLİZLERE DELİLLERLE CEVAP VERDİ!
 
Buna ilk reaksiyon, Osmanlılardan değil, Osmanlı ülkesinde yaşayan Arap ulemasından geldi. Normalde Arap ulemasının bu iddiayı desteklemesi gerekirdi. Onlar tam tersini yaptı. Dediler ki; Halife olmak için Kureyş'ten olmak şart değil. Hz. Peygamber o sözü ilk dört halife için söylemiştir. 
 
"OSMANLI HANEDANININ KURUCUSU KUREYŞ'TENDİ"
 
Arap tarihçlilerinin bazı iddiaları var. Osman Gazi'nin mensup olduğu hanedanın kurucusunun Araplar arasında yaşanan Moğol fitnesinde ve daha önceki sıkıntılarda Türkler arasına göçtüğünü, aslında Kureyş kabilesinden olduğunu, Osman isminin Hz. Osman'dan geldiğini, bu geleneğin devam ettirildiğini söylemişler. 
 
Bu iddiaları ispatlamak çok zor. Çok eski bir tarih. Ama bizim ispatlayabildiğimiz bir tarih var. Çok daha yakına ait. 
 
"BEŞİNCİ PADİŞAHTAN İTİBAREN KUREYŞ SOYU OSMANLI'DA SABİTTİR"
 
Yıldırım Sultan Bayezit. Dördüncü Osmanlı Padişahı. Germiyanoğlu'nun kızı Germiyan prensesiyle evlendi. Bu kızın adı Devlet Şah hatun. Annesi Mevlana Celaleddin Rumi'nin torunuydu. Bu bilinen bir hakikat. Onun soyu Hz. Ebubekir'e dayanıyor. Babaanne, anneanne, anne soyuyla da Hz. Ömer'e ve Hz. Hüseyin'e, yani Hz. Peygamber'e kadar giden bir soyu var. 
 
Hal böyle olunca, Osmanlı Padişahları, Çelebi Sultan Mehmet'ten, yani beşinci padişahtan itibaren Hz. Muhammed'in, Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in soyundan geliyorlar. 
 
Evet belki baba soyuyla değil ama, anne soyuyla mensuplar. Zaten Hz. Peygamber'in soyu da kızından yürümüştür. Yani kızdan yürümek de buna mani değildir. 
 
Çelebi Sultan Mehmed'e Çelebi denmesi de zaten, Mevlana soyundan gelenlere Çelebi dendiği içindir. Böyle bir tarihi bilgi var."

Yorumlar

(11)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

N
Nurullah Alphan İnan 03.06.2018, 01:07

Evet,osmanlı soyu,seyyidlere ulaşır.Daha öncesinden de,taa,şeyh edebaliden de,ertuğrulgaziden de ulaşır vesselam.Bilenler bilir.

Yanıt vermek için
N
Nurullah Alphan İnan 26.12.2018, 22:30

Osmangazi'nin,kayınpederi,Şeyh Edebali'de Seyyiddir.

Yanıt vermek için
N
Nurullah Alphan İnan 26.12.2018, 22:32

Ayrıca,Ertuğrulgazi'nin de,soyu,baba tarafından,Seyyid kökenli olup,Osmanlı ,fitne çıkmasın diye bunu biraz gizli tutmuş,pek aşikare etmemiştir.

Yanıt vermek için
H
Hayri Şişlioğlu 07.12.2019, 14:32

ŞEYH EDEBALİ HAKKINDA ULAŞILAN SON BİLGİLER. Şeyh Edebali Hazretleri gençlik yıllarını, Selçuklu Devletinin Karaman Eyaletine bağlı Kayseri sancağında geçirmiş bulunup oğlu, Bursa bölgesinde Şeyh Mahmut olarak tanınan "MAHMUT GAZİ," dir. Kendileri mevcut kayıtlara göre, Kayseri’ deki Hisarcık suyunu vakıf evladı olarak tasarruf etmiştir. Oğlu Ahmet Paşadır. Bu Ahmet Paşa, aynı zamanda gözlerine mil çekilmiş, İvaz paşa olarak bilinen kişidir. Bunun oğlu da Mevlit Nazımı Süleyman ÇELEBİ dir. Kayseri de devam etmiş soyları da, 1550’ li yıllarda yine Kayseri de vakıf kurup Kadılık yapmış bulunan Kadı Mahmud Bedrettin Efendidir. Şeyh Edebali'nin babası olarak kayıtlarda ifade edilmekte olan, ancak tarihi şahsiyeti bilinemeyen İbrahim ismi ise, aynı dönemde yaşamış Vezir Sadettin Köpek tarafından 1237 yılında Ankara Saman pazarında hukuksuz bir şekilde recm ettirilen Vezir Taceddin İbrahim’dir. ( Bu zat, Alaattin Keykubat dönemi Pervanelerinden (Vezir) olup, aynı zamanda Ankara eyaletinin yönetimini de üstlenmiş yani, “ikta” sahibi bulunan kişidir.) Kendileri Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Abdülaziz kolundan devam eden üçüncü kuşak torun. Yani seyyiddir. Dolayısıyla dördüncü kuşak da Şeyh Edabali olarak karşımıza çıkmaktadır. ( Kaynak ; "DÜN GİBİ " Edebali'nin Kayseri deki izleri 2016. Laçin Yayınları Hayrullah Adnan ŞİŞLİOĞLU)

Yanıt vermek için
N
Nco 89 19.04.2021, 12:19

36 pDisahin 32 sinin annesi gayrimüslim. ...

Yanıt vermek için
A
Alphan İnan 17.06.2023, 20:56

Osmanlı seyyiddir ve medarı iftiharımızdır.

Yanıt vermek için
T
Türkoğlu 24.07.2023, 19:43

Osmanlı seyyid meyyid değil. Türktür

Yanıt vermek için
H
Hshdhd 02.09.2024, 23:29

Hanefi fakihlerinden Cessâs’ın (ö. 370/981) Ebû Hanife’den (ö. 150/767) aktardığı bir anekdota göre Horasanlı muhaddis ve fakih İbrahim es-Sâiğ (ö. 131/748) Ebû Hanife›ye bey‘at etmek istemiş. Bu teklif karşısında dünyasının ka- rardığını söyleyen Ebû Hanife ‘azim bir iş’ dediği böyle bir göreve tek başına değil, kendisine yeterli derecede sadakatle bağlı destekçiler ve onlara öncülük edecek 59 İbn Hişâm, es-Sîretü’n-nebeviyye, III-IV, 659. 60

Yanıt vermek için
H
Hdhdhdhd 02.09.2024, 23:29

güvenilir kimseler olması halinde talip olunabileceği cevabını vermiştir.63 Şükrü Özen Ebû Hanife’nin bu ifadelerine dayanarak onun “Arap (ve dahası Kureyşli) ol- madığı halde kendisini hilâfete ehil gördüğü, ancak konjonktürün elverişli olmama- sından dolayı kabul etmediği” değerlendirmesinde bulunmaktadır.64 Ayrıca Ebû Hanife’nin hilâfet gibi bir görevin ancak sadık destekçi kitlelerin olması halinde üstlenileceğine dair ifadeleri iktidarın sosyo-politik olarak toplum içigüçdengelerine

Yanıt vermek için
H
Hhf 02.09.2024, 23:37

Bazı İslâm hukuku kaynaklarında devlet başkanının (halîfenin) Kureyş kabîlesinden olma şartı zikredilir. Bu da, Hazret-i Peygamber'in “İmamlar, halîfeler Kureyştendir” hadîsine dayanır. Ancak, Iraklı Ebû Bekr Bakıllânî (403/1012) ve Buharalı Sadrü’ş-şeria es-Sânî (747/1346) gibi sonra gelen hukukçular, halîfenin Kureyşîliğinin artık şart olmadığı görüşündedirler. Büyük tarihçi ve hukukçu, Mısır’da Mâlikî kâdısı İbn Haldun’un (808/1405) Mukaddime’sinde, bu husus güzel izah edilmiştir. Nitekim hal

Yanıt vermek için
Öyle 02.09.2024, 23:43

Kanka saraya alınmadan önce çoğu hristiyan köle ama müslüman olmadan saraya alınmıyorlardı sadece Yıldırımın eşi hep Ortodoks kaldı diğerleri hep Müslüman olduktan sonra şehzade doğurdu...

Yanıt vermek için