Yorumlar
(11)Evet,osmanlı soyu,seyyidlere ulaşır.Daha öncesinden de,taa,şeyh edebaliden de,ertuğrulgaziden de ulaşır vesselam.Bilenler bilir.
Yanıt vermek içinOsmangazi'nin,kayınpederi,Şeyh Edebali'de Seyyiddir.
Yanıt vermek içinAyrıca,Ertuğrulgazi'nin de,soyu,baba tarafından,Seyyid kökenli olup,Osmanlı ,fitne çıkmasın diye bunu biraz gizli tutmuş,pek aşikare etmemiştir.
Yanıt vermek içinŞEYH EDEBALİ HAKKINDA ULAŞILAN SON BİLGİLER. Şeyh Edebali Hazretleri gençlik yıllarını, Selçuklu Devletinin Karaman Eyaletine bağlı Kayseri sancağında geçirmiş bulunup oğlu, Bursa bölgesinde Şeyh Mahmut olarak tanınan "MAHMUT GAZİ," dir. Kendileri mevcut kayıtlara göre, Kayseri’ deki Hisarcık suyunu vakıf evladı olarak tasarruf etmiştir. Oğlu Ahmet Paşadır. Bu Ahmet Paşa, aynı zamanda gözlerine mil çekilmiş, İvaz paşa olarak bilinen kişidir. Bunun oğlu da Mevlit Nazımı Süleyman ÇELEBİ dir. Kayseri de devam etmiş soyları da, 1550’ li yıllarda yine Kayseri de vakıf kurup Kadılık yapmış bulunan Kadı Mahmud Bedrettin Efendidir. Şeyh Edebali'nin babası olarak kayıtlarda ifade edilmekte olan, ancak tarihi şahsiyeti bilinemeyen İbrahim ismi ise, aynı dönemde yaşamış Vezir Sadettin Köpek tarafından 1237 yılında Ankara Saman pazarında hukuksuz bir şekilde recm ettirilen Vezir Taceddin İbrahim’dir. ( Bu zat, Alaattin Keykubat dönemi Pervanelerinden (Vezir) olup, aynı zamanda Ankara eyaletinin yönetimini de üstlenmiş yani, “ikta” sahibi bulunan kişidir.) Kendileri Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Abdülaziz kolundan devam eden üçüncü kuşak torun. Yani seyyiddir. Dolayısıyla dördüncü kuşak da Şeyh Edabali olarak karşımıza çıkmaktadır. ( Kaynak ; "DÜN GİBİ " Edebali'nin Kayseri deki izleri 2016. Laçin Yayınları Hayrullah Adnan ŞİŞLİOĞLU)
Yanıt vermek için36 pDisahin 32 sinin annesi gayrimüslim. ...
Yanıt vermek içinOsmanlı seyyiddir ve medarı iftiharımızdır.
Yanıt vermek içinOsmanlı seyyid meyyid değil. Türktür
Yanıt vermek içinHanefi fakihlerinden Cessâs’ın (ö. 370/981) Ebû Hanife’den (ö. 150/767) aktardığı bir anekdota göre Horasanlı muhaddis ve fakih İbrahim es-Sâiğ (ö. 131/748) Ebû Hanife›ye bey‘at etmek istemiş. Bu teklif karşısında dünyasının ka- rardığını söyleyen Ebû Hanife ‘azim bir iş’ dediği böyle bir göreve tek başına değil, kendisine yeterli derecede sadakatle bağlı destekçiler ve onlara öncülük edecek 59 İbn Hişâm, es-Sîretü’n-nebeviyye, III-IV, 659. 60
Yanıt vermek içingüvenilir kimseler olması halinde talip olunabileceği cevabını vermiştir.63 Şükrü Özen Ebû Hanife’nin bu ifadelerine dayanarak onun “Arap (ve dahası Kureyşli) ol- madığı halde kendisini hilâfete ehil gördüğü, ancak konjonktürün elverişli olmama- sından dolayı kabul etmediği” değerlendirmesinde bulunmaktadır.64 Ayrıca Ebû Hanife’nin hilâfet gibi bir görevin ancak sadık destekçi kitlelerin olması halinde üstlenileceğine dair ifadeleri iktidarın sosyo-politik olarak toplum içigüçdengelerine
Yanıt vermek içinBazı İslâm hukuku kaynaklarında devlet başkanının (halîfenin) Kureyş kabîlesinden olma şartı zikredilir. Bu da, Hazret-i Peygamber'in “İmamlar, halîfeler Kureyştendir” hadîsine dayanır. Ancak, Iraklı Ebû Bekr Bakıllânî (403/1012) ve Buharalı Sadrü’ş-şeria es-Sânî (747/1346) gibi sonra gelen hukukçular, halîfenin Kureyşîliğinin artık şart olmadığı görüşündedirler. Büyük tarihçi ve hukukçu, Mısır’da Mâlikî kâdısı İbn Haldun’un (808/1405) Mukaddime’sinde, bu husus güzel izah edilmiştir. Nitekim hal
Yanıt vermek içinKanka saraya alınmadan önce çoğu hristiyan köle ama müslüman olmadan saraya alınmıyorlardı sadece Yıldırımın eşi hep Ortodoks kaldı diğerleri hep Müslüman olduktan sonra şehzade doğurdu...
Yanıt vermek için