Trabzon

Trabzon'da yoğun bakım hemşiresi: ‘Nefes alamıyorum’ demeleri bizi çok etkiliyor

Trabzon’da Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda görev yapan Seher Altuncu, koronavirüsle mücadelede hastalarıyla yaşadığı duygusal anları anlattı.

27 Ocak 2021 08:44
(Güncellendi: 25 Mart 2026 00:00)

Trabzon’da mesai sonrası maske takmaktan yüzünde izler oluşan, bu sırada çektiği fotoğrafı sosyal medyadan paylaşınca salgınla savaşan sağlıkçıların simgesi olan yoğun bakım servisinde görevli hemşire Seher Altuncu, koronavirüsle mücadelede hastalarıyla yaşadığı duygusal anları anlattı. Bazı anlarda tulumun içinde ağlamakta bile zorlandığını belirten Altuncu “Hastalarımızın ‘nefes alamıyorum’ demesi, gözlerimizin içine bakması bizi çok etkiliyor. O nefes alsın diye elinden geleni yapıyorsun. Yeri geliyor temizliyorsun, bir anne gibi. Yoğun bakım hemşireleri olarak, hastalarımıza tam bir de anne figürüyle yaklaşıyoruz” dedi.

Türkiye'de koronavirüsle mücadelede hastanelerde kurulan Covid-19 yoğun bakım servislerindeki sağlık çalışanları, gece gündüz özveriyle çalışıyor. Yoğun bakımda aileleri yanlarında olamayan hastaların yeme, içme gibi tüm ihtiyaçlarını da sağlık çalışanları karşılıyor. Sağlıkçılar, hastaları yaşama döndürebilmek için savaş verirken bir yandan da aralarında duygusal diyaloglar yaşanıyor.



Trabzon’da Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda görev yapan, yorucu geçen mesainin ardından taktığı maske nedeniyle yüzünde izler oluşan, bu sırada çektiği fotoğrafı sosyal medyadan paylaşınca büyük övgü alan hemşire Seher Altuncu, koronavirüsle mücadelede hastalarıyla yaşadığı duygusal anları anlattı.

Vaka sayılarının düşüş eğilimine girmesinin asla rehavete yol açmaması gerektiğini belirten Altuncu, “Vaka hızında yavaşlama var. Ama bu kimseyi rehavete düşürmesin. Aşılama süreci de başladı. Aşılanıyoruz ama yine de kontrolü elden bırakmadan yine maskemizi takmaya, temizliğimize dikkat etmeye devam ediyoruz. Aşı vuruldum ben ama aşı vurulmak demek ‘hani maskemi çıkarayım atayım’ demek değil. Yine koruma önlemlerini alıp öyle devam ediyoruz. Her aşının yüzde 100 koruma oranı yok. Aşıyla antikor seviyeniz yükseliyor ama bu sizi tamamen korudu anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bulaştırıcı da olabilirsiniz” dedi.



‘TULUM İÇİNDE AĞLAMAKTA ZORLANDIM’

Yoğun bakım servisindeki hastalarıyla yaşadığı duygusal anları anlatan Altuncu, “Tulum ve maskenin içinde zaten nefes almak çok güç. Bunu tüm meslektaşlarım bilir. Ben en çok tulumun içinde nefes almaktan ziyade ağlamakta zorlandım. Bir hastamı beslemem gerekiyordu. Onu beslerken utanmıştı. Ona yaptığım hizmetten dolayı. Sürekli bana ‘Bunu neden yapıyorsun’ şeklinde soruyordu. Ben de ‘Bu benim mesleğim utanma teyze, beni evladının yerine koy, evladınmışım gibi davran’ dedim. ‘Evladımın bana yapmadığını yaptınız’ deyince ağlamaya başladı. Onu öyle görünce zaten ben de ağlamaya başladım. Normalde tulumun içinden sırılsıklam çıkıyoruz ama arkadaşlarım gözlerime ne olduğunu sormuştu. Bu anı hiç unutamıyorum” diye konuştu.

‘HASTALARIMIZA ANNE FİGÜRÜYLE YAKLAŞIYORUZ’

Salgının savaşçısı ve kalkanının maske olduğunu dikkat çeken Altuncu, “Uzun zamandır arkadaşlarla görüşmüyorum. Uzun zamandır anne ve babama sarılmadım. Köye giden aileme kumanya götürdüğüm böyle bir dönemde, annem böyle refleks olarak annelik içgüdüsü ile bana sarılmak istedi. ‘Anne sarılmak yok’ dedim. ‘Ben yavrularıma sarılamayacak mıyım’ diyerek ağlamaya başlamıştı, çok etkilendim. Hastalarımız genelde panik halinde oluyorlar, çoğu nefes almakta zorluk çeken hastalar oluyor. ‘Nefes alamıyorum’ demesi, gözlerimizin içine bakması bizi çok etkiliyor. O nefes alsın diye elinden geleni yapıyorsun. Genelde sohbet etmek istiyorlar. Bir nevi burada besliyorsun, yeri geliyor temizliyorsun her şeyini yapıyorsun bir anne gibi. Yoğun bakım hemşireleri olarak, hastalarımıza tam bir anne figürüyle yaklaşıyoruz. Salgının savaşçısı, koruyucusu ve kalkanı maskedir. Maskemizi kesinlikle takalım, mesafe ve hijyene çok önem verelim. Uzun zamandır ailemizden ayrı kalıyoruz. Biz bu kadar özveride bulunurken sizin de ufacık bir özveride bulunmanızın normal karşılanabilir olduğunu düşünüyorum. Bizi en çok hastalarımızın taburcu olma anları mutlu ediyor” ifadelerinde bulundu.

Yorumlar

(3)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

K
Kemal 27.01.2021, 09:17

Şöyle bir inanış oluştu; "sağlıkçılar her şeyi doğru yaparsa kimse ölmez". İnsanoğlu ölümlüdür. Dünyanın en zengin adamı da ölüyor. Eskiden ölüm Allah'tandı. Sorsak müslümanız ama ölümden hep sağlıkçıları sorumlu tutuyoruz

Yanıt vermek için
K
KALYONCU 27.01.2021, 09:50

Bende Korona geçirdim ama bir aydan fazla hastanede yattım Yoğun bakımda 10 gün yattım ama Yoğun bakımda yatarken Almanya'da benim yattığım Hastanenin hemşirelerinden duygulananını hiç hissetmedim sadece nasıl acımasız ve ırkçı olduklarını hissettim buna bir iki Doktor hariç diğer doktorların hepsinden acımasız ve ırkçı olduklarını hissettim. Almanya'da diğer Hastaneler belki daha iyi olabilir ama benim yattığım Hastanenin yoğun bakımında Güneyli Hemşire çalışmıyordu Allah düşmanımı Hastanelere düşürmesin yabancı hastalara benim yattığım Yoğun bakımda hemşireler ve bir iki Doktor hariç hiç merhametli duygusal davranmıyorlardı.Bir seferinde Halitsinasyonlar gördüğümü söyledim bana bir Halitsinasyon hapı verdiler bu hap bana yan etki yaptı elime koluma hakim olamama ya başladım elim kolum kafam her tarafım oynuyordu dilim dışarı çıkmıştı resmen kriz geçiriyordum numara yaptığımı düşündüler içlerinde güleninide gördüm bilincim yerindeydi Doktora şikayet etmişler kriz bitince sakinleşince odama Doktor geldi benimle imalı imalı konuşuyordu Doktor bile numara yaptığımı oyun yaptığımı düşünüyordu

Yanıt vermek için
H
Haktan şaşmaz 27.01.2021, 10:43

Geçmiş olsun arkadaş. Evet almanlar bize karşı (istisnalar hariç) hepsi aynı.

Yanıt vermek için