Ali Osman Ulusoy, Rıfat Dedeoğlu, Salih Erdem, gibi kulübün ağırlığını taşımış eski başkan ve yöneticiler, 80'li yılların ortalarından sonra sorumluluğu, genç, idealist Trabzon'lulara bırakma kararı alıyordu. 30'lu yaşlarının ortalarına gelen bu insanların tek noktası, tümünün üniversite eğitimi almış, ekonomiyi de ticareti de, sporu da bilen insanlar olmasıydı. Henüz 30'lı yaşların ortalarında, ikinci kuşak diye tabir edilen bu idealistlerin adları Sadri Şener, Mehmet Ali Yılmaz, Faruk Özak'tı Camiada tanıyanı vardı da tanımayanı da eski bildik, duayen dışında bu isimlerin yönetimlere girmesi, başkanlık koltuğuna oturmasının bir tek anlamı vardı. Dinamik Trabzonspor camiası değişim istiyordu. Çünkü duraklama dönemindeki Trabzonspor'u düşünülmeden ve ani reaksiyonlarla yönetmek mümkün görünmüyordu. Şampiyonluk kıyısından çok uzaklaşılmıştı. Heyecanlı iş potansiyelleri de yerinde olan ikinci kuşakla bir kez daha neden olmasındı hep bir kez daha diye nice başkan ve yönetim kurulları değiştiren Trabzonspor, yeni yüzlerle başarıya neden ulaşamıyordu? Ya da başarı aslında ne idi. Dönemleri, o dönemin yaşayıcılarıyla konuşmak daha doğru değil miydi? Dönemim ikinci kuşak gençlerinden...