Dünya siyaseti, kendine ait çok önemli kırılmalardan geçmektedir. 20. Yüzyılda Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarıyla şekillenen küresel rekabet, meydana getirdiği yıkımı tekrarlamamak adına 21. Yüzyılda çatışma alanı olarak kendisine Ortadoğu’yu seçmiş ve bu rekabetin terör örgütleri ve gruplar üzerinden yürütüldüğü “Vekâletler Savaşı” ile dünyayı karşı karşıya bırakmıştır. Özellikle birinci dünya savaşı sonrasında cetvelle çizilmiş sınırlar, bu çatışmalara zemin hazırlamıştır.
Yine dünyanın tükenen veya dengesi değişen enerji kaynakları, değişen iklim yapısı, doğu ve batı arasındaki gelişmişlik farklılıkları, nüfus yapısındaki ve niteliğindeki farklılıklar terör ve şiddet olgusuyla birleşmiş ve küresel çaptaki göç hareketlerini tetiklemiştir.
Bütün bu gelişmelerin neticesinde dünya siyaseti kendine ait yeni parametreler, yeni hedefler tanımlamakta, buna uyum sağlayabilen ülkeler kazançlı çıkmakta, uyum sağlayamayan ve bu değişimi ıskalayan ülkeler ise kendi gelecekleri adına bundan zararlı çıkmaktadır.
Mevcut yeni parametrelere uyum sağlamak bir yana, ülkemizin normal siyasi dengesini, demokratik kurum ve teamüllerini bile olması gerektiği şe...
Yine dünyanın tükenen veya dengesi değişen enerji kaynakları, değişen iklim yapısı, doğu ve batı arasındaki gelişmişlik farklılıkları, nüfus yapısındaki ve niteliğindeki farklılıklar terör ve şiddet olgusuyla birleşmiş ve küresel çaptaki göç hareketlerini tetiklemiştir.
Bütün bu gelişmelerin neticesinde dünya siyaseti kendine ait yeni parametreler, yeni hedefler tanımlamakta, buna uyum sağlayabilen ülkeler kazançlı çıkmakta, uyum sağlayamayan ve bu değişimi ıskalayan ülkeler ise kendi gelecekleri adına bundan zararlı çıkmaktadır.
Mevcut yeni parametrelere uyum sağlamak bir yana, ülkemizin normal siyasi dengesini, demokratik kurum ve teamüllerini bile olması gerektiği şe...