Yedigöller'de sezon mayıs ayında başlıyor, yani sezon öncesi oradayız. Büfeler bile kapalı. Kimsecikler yok. Tam da istediğimiz gibi. Gölün kenarına ulaştığımız an, arabadan atıyor kendini Kıvanç, tek kelimesini duyuyorum: “Muhteşem!”

“Uzaklara kaçmak, küçük köylere, kasabalara, balıkçıların ya da yerel insanların yanına gitmeyi seviyorum. Çoğu zaman beni tanımıyor, tanısa da aldırmıyorlar. Simit yiyorsa simit yer misin kardeş diyor, bir çay da sana koyuyor ya; işte o muhabbeti seviyorum. İnsanların doğal olduğu, samimiyetle sohbet ettiği yerleri, bu sohbetleri gördükçe dünyaya bakışım güzelleşiyor, motivasyonum yükseliyor.”

'OLGUNLUK DÖNEMİNDEYİM'

Çekim planımızı soracak olursanız, aslında biraz plansızlık. Poz vermesini istemiyoruz. Aramızda çektiğimiz ve poz vermediği her fotoğrafta daha da yakışıklı. “Aslında yazar olarak şu an epey şanslıyım. Çünkü sen ne röportaj yapmayı seviyorsun ne de kimseye güveniyorsun. Oysa şimdi dört arkadaş geldik dağ başına; hem kamp, hem çekim, hem röportaj yapıyoruz.

Ben şimdi, senin hayatının nasıl bir dönemine denk geldim?” “Hayatımın olgunluk dönemine denk geldin. Daha doğrusu, sanırım bu olgunlu...