O gazete hakkında öyle bir iddiada bulundu ki.

"Hatay’ın Dörtyol ilçesinde polislerin ellerine numara yerleştirilmiş sıralı görüntüleri, deyim yerindeyse tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı, vicdan ve ahlak sahibi herkesin yüreği sızladı.

Ama hadisenin bir anda tartışma gündeminin odağına oturması, sadece dramatik yönü ve vicdani muhasebeleşme kaygısıyla sınırlı değildir.

Öyle olsa yüreklerde kopan fırtınanın ömrü, kelebek ömrü gibi 24 saati geçmez, bir anda unutulurdu.

İstanbul’da bir genci evire çevire döven, İzmir’de trafik kontrolü sırasında 19 yaşındaki genci alnından vuran polisleri konuşan, hatta hatırlayan yok. Çünkü bu hadiseleri gündemde canlı tutmakla hedeflenen siyasi yarar söz konusu değildir.

Soruna “insan hakları” ve “hukuk” perspektifinde bakılmayıp siyasi yarara endeksli tutum geliştirildiğinden çoğu zaman sapla saman karışır.

Zira tartışmayı alevlendiren, polislere reva görülen tavır değil, gerginlikten umulan siyasi yarardır. Oysa aksi olmalı, haksızlıklara karşı siyasi mülahazalardan uzak duruş sergilemeyi becermek, hak ihlali ve hukuksuzluğa odaklanmak gerekirdi.

Gelelim Dörtyol’a

Emniyet kantinini işleten Öm...