Obama döneminde Türk-Amerikan ilişkilerinde başlayan kırılgan süreç devam ediyor. Donald Trump ve yardımcısı Mike Pence’in Türkiye’yi doğrudan hedef alan açıklamalarından sonra daha hassas bir sürece girildiğini söylemek mümkün. Benzer bir süreç elli yıl önce yaşanmıştı: 1968’de başkan seçilen Cumhuriyetçi Richard Nixon yönetimi, ülkede artan uyuşturucu kullanımıyla mücadele kapsamında bir fatura da Türkiye’ye kesmek istiyordu. Bu kapsamda pek çok açıklama ve görüşme yapılmış, diplomasi yoğun şekilde işletilmişti. Merkezinde haşhaşın yer aldığı bu kriz sürecine dair, Türkiye’de haşhaş kaçakçılığı yaparken yakalanarak hapse atılan bir Amerikalının yaşadıklarının (çarpıtılarak) anlatıldığı Geceyarısı Ekspresi filmi de süreç içinde Türkiye’ye kesilen faturaya dahil edilmişti. Batılıların zihnindeki Müslüman-Türk imajının kurgulanması üzerine inşa edilen film, Türk-Amerikan ilişkilerindeki ikinci büyük gerilimi oluşturan “Haşhaş ekimi” krizinden sonra 70’li yılların sonunda çekilmişti.
Johnson mektubu
Filme dair detaylara geçmeden önce iki ülke arasındaki birinci büyük krize dair birkaç bilgiyi paylaşmakta fayda var. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonr...