"İnancın görünmeyene, bilinmeyene ve tanımlanmayana karşı oluşan bir zihinsel eylem olduğunu bilenler bunu siyasi, ticari ve bilumum çıkar merkezli konularda kullanmayı bilmişlerdir. İnanç oluştuğunda yani iman edildiğinde sorgulama, araştırma ve kabul etmeme fiilleri gerçekleşmeyecek, böylece iman edilen konu neyse ondan elde edilecek çıkar inandıranın hanesine yazılacaktır"

Yazar Sırrı Çınar'ın kaleme aldığı bu 'inanç merkezli faaliyet' tarih boyunca uygulanmış bir yöntemdir.

Sırrı Çınar'ın yazısının ana teması aslında 'Allah inancını' sorgulamak değil, siyasi alanda kullanılan inandırma yöntemlerini ve bunun sonucunda elde edilebilecekleri analiz etmektir.

İnandırma sonucu, tarih boyunca 'idare edenlere' karşı itaatkar davranıldığını vurgulayan yazar Sırrı Çınar, aynı ikna ediş ve inandırmanın Türk siyasetinde de uygulandığını belirtmektedir.

Devletin 'görünmez bir el' tarafından yönetildiğini ve toplumun buna inandırıldığını söyleyen yazar Çınar, bu elin asla hata yapmayıp her durumda olaylara vakıf ve hâkim olduğunu, bu hâkimiyetle neyin nasıl olacağına en doğru biçimde karar verdiğini ve verilen her kararın mutlaka kimsenin bilem...