2011 seçimleri sonrasında Türkiye'de demokratik siyasetin gelişeceğine dair büyüyen umut, krize döndü.

Bu krizin adı yemin krizi değildir. BDP'liler yemin etmiyor, Meclis'e gitmiyor krizi de değildir.

BDP'liler dışarıda bırakılmak isteniyor. Ortada bir kriz varsa, bu krizin adı demokratik siyasetle statükocu siyaset arasındaki krizdir.

Kimse parlamentoyu işlevsiz kılmak için bu kararı almadı.

Aradan geçen 3 hafta gösterdi ki, bloğun aldığı karar son derece haklıdır, meşrudur.

Dicle ve tutuklu vekiller konusunda AK Parti başta olmak üzere çaba gösterirlerse biz diyaloğa hazırız.

Halkın bize verdiği yetki ve sorumluluğu, ikili, üçlü veya dörtlü mutabakatlarla halkımızın karşısına çıkabiliriz.

Ama ilk andan itibaren karşılaştığımız tutum, BDP bloğu hata yapmıştır, bir an önce Meclis'e gelmelidir. BDP bloğunun nerede, ne hatası vardır?

Sayın Hatip Dicle'nin mazbatasının alınmasına itiraz eden AKP'dir. Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülme sürecini yasal olarak başlatan AKP'dir.

Ortada açık bir hırsızlık vardır. Bu hırsızlığa...