Mahrem sohbetlerinizin aslında ne kadar uluorta olduğunu görmek ister misiniz?... Serdar Kuzuloğlu yazdı..
Modern çağın renkli dekorunun ardındaki izbe, karanlık ve tezat dünyayı bize hatırlatmaya çalışan distopik kurguların sıkça başvurduğu 'hayatın formatlanması' meselesi her geçen gün biraz daha sıradan gerçeklik halini alıyor. Yıllar önce bir gün hayatımın önemli bir kısmını içine doldurduğum ve salyangozun kabuğu misali bağlandığım dizüstü bilgisayarımın yedeğini almaya karar vermiştim. İçinde sadece kişisel değil işe yönelik birçok dosya bulunduğundan kaybolması ya da çalınmasının tam bir felaket olacağını fark etmiştim. Yedekleri aldım, hatta çalınma riskine karşı yedek dosyalarını bile şifreledim ve eve döndüm.
Detaylarını bu köşede zamanında yazdığım için çok ayrıntıya girmeyeceğim ama o akşam Murphy'nin aksilikler ve acı tesadüfler zincirine esaslı bir örnek olacak şekilde olmayacak işlerin hepsi oldu ve bilgisayarımı ve yedek diski taşıyan çantam arabamın bagajından bilmediğim (ve hâlâ merak ettiğim) başka bir yere doğru yola koyuldu. Çalınan çantamın içinde aynı zamanda o dönem pek bir meşhur olan PDA adlı cep bilgisayarım, birkaç dakika...