SÖZÜN AĞIRLIĞI KALMAYINCA...
Siyasetin en büyük sermayesi nedir diye sorsanız, hiç düşünmeden "güven" derim. Çünkü bir siyasetçi makamını, unvanını ya da gücünü halktan alır. Sandığa giden vatandaş yalnızca oy vermez; aynı zamanda kendisini temsil etme yetkisini de teslim eder. İşte bu yüzden verilen her sözün, kurulan her cümlenin ayrı bir sorumluluğu vardır.
Ne yazık ki son yıllarda bu sorumluluk duygusunun giderek zayıfladığına şahit oluyoruz. Dün en sert ifadelerle savunulan düşünceler, bugün hiçbir şey olmamış gibi terk edilebiliyor. Dün ağır eleştiriler yöneltenler, bugün eleştirdikleri isimlerle aynı karede yer alabiliyor. Üstelik bunu yaparken geçmişte söylediklerini inkâr etmeye kalkışanlar da az değil.
Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda hiçbir söz kaybolmuyor. Yapılan açıklamalar, paylaşılan videolar, kürsülerden verilen mesajlar yıllarca dijital arşivlerde duruyor. Vatandaş da bunları unutmuş değil. Dün söylenenle bugün yapılan arasındaki çelişkiyi birkaç dakika içinde ortaya koyabiliyor.
İnsanların kafasını karıştıran da tam olarak bu. Kime inanacak? Kimin söylediği söze güvenecek? Hangi açıklama samimi, ha...